Ticaret Lisesinin önünde bir köprü vardır. Salı günleri Aydın’ın meşhur pazarı kurulunca köprü üstü çamaşır, ayakkabı, giysi, çorap satanlarla renklenir. O köprüden geçmeyen de yok gibidir.
2016 yılında elimdeki kitapta yazılanı okuduktan sonra bir kez daha görmek ve fotoğraf çekmek üzere köprüye gittim.
Karınca gibi kimi insanların yukarı kiminin aşağı adeta koşuşturduğu köprü üstünde bir kadın “hocam “ diye seslendi. Döndüm. Eski bir öğrencim çamaşırlar arasından el sallıyordu. Tezgaha doğru yürüdüm. O birkaç dakikalık “nasılsınız” muhabbeti sonrası içinde kalan ve (ama) ile başlayan gururunu söylemek için seslendiğini anladım. ”Liseden sonra okuyamadım. Evlendim. Ama kızım Ege Üniversitesi “Kimya” bölümünde okuyor, okutuyorum.” dedi. Elbet okuyamama sebebi vardır, önemli olan ve kızını okutmak için çalışması. İşin ne olduğu önemli değil, işin nasıl ve neden yapıldığı önemli. Para kazandığı ve kimseye muhtaç olmadığı için mutlu ve gururlu olmakta haklıydı.
Beni o gün o köprüye getiren yazı, bir terzinin bir paşaya “ ah etmesi “nin hikayesiydi.
Köprünün etrafında dolandım. Pis kokusuyla, suyunun bulanıklılığı ve çöplerin verdiği çirkin görüntüyle köprüye konan “Karanlık” adın hakkını veriyordu.
Adı: Karanlık Köprü.
Aydın Tarihi kayıtlarına göre “Tahir Paşa, Aydın’da 1837-1840 tarihleri arasında iki defa muhassıllık yapmış bürokrat kişidir. Karanlık köprü Tahir Paşanın birinci muhassıllığındaki sert yönetimi sırasında yapılır. Tahir Paşa‘nın aynı yıllarda Aydın’da görev yapan Kadı Sadettin Efendi ile de arasının açık olduğu hatta Babıali’de mahkemelik oldukları bilinir.
Derler ki; Tahir Paşanın karısı Aydın’lı bir terzinin karısının şık elbiseler giydiğini duymuş, hatta bir gün terzinin karısıyla da karşılaşmış. Onun şıklığını, onun o toplulukta, sevilmesini kıskanmış. Eve döndüğünde Kocasına: ” terzi karılarının giydiğini bile giydiremiyorsun “ diye çıkışmış, sitem etmiş.
Tahir Paşa çok kızmış, terziyi huzuruna çağırmış. Terziye: “senin karın Aydın’da israfa sebep olan işler yapıyormuş süslü entariler giyiyormuş. Bu ne cüret !” diyerek çıkışmış. Terzi karısının entarisini getirterek halkın gözü önünde yaktırmış. Sıra terziye gelince; bağırmış, kükremiş, zindana attırmaya kalkmış.
Şefaatçiler: ”yapmayın efendim. Bağışlayın” deyince aracılara kıramamış ve - “Şu derenin üstüne bir köprü yaparsa af ederim “demiş.
Terzi, malını mülkünü, ütüsünü –makasını satarak köprüyü yapmış. Tahir Paşa’ya “ah etmiş”
Mesele masal dinlemek değil elbet varılan sonuç. Son zamanlarda yaşanılan olaylarda bin bir zorluklarla çocuklarını okula gönderen aileler geldi aklıma. Geçinmeye çalışan emekli memurlar da… Karanlık köprünün altından temiz suların aktığını, içinde ördeklerin yüzdüğünü, etrafında mutlu insanların oturduğunu, adının da değiştiğini “Aydınlık Köprü “olduğunu hayal ettim.
Olmaz mı?
Sevgiyle Kalın
Muhassıl: Osmanlı İmparatorluğunda vergi tarhı ve tahsilinden sorumlu olan devlet memuru.
Kaynak: Aydın Kenti Tarihi Yıl: 1966 - Basım yeri: Kolalı matbaası